Solenis + NCH:<br />Birlikte Daha İleriye
NCH artık Solenis'in bir parçası
Kapat 686C6711-FB74-47F4-AFEE-14D0F9C09B39

Biyofilmlerin Soğutma Kulesi Sisteminizin Kontrolünü Ele Geçirmesine İzin Vermeyin!

Hazırlayan: Light Industrial Solutions for Water Treatment | 12 Mayıs 2020 Salı | Okuma süresi: 3 dakika

Biyofilm birikintileri, soğutma suyu sistemlerinizin karşılaştığı en zorlu sorunlardan biridir. Biyofilmler genellikle biyosit şartlandırmasının ulaşamadığı alanlarda başlar ve hızla büyüyerek korozyon hasarına, tıkanmalara ve ısı transferinde azalmaya neden olabilen ve Lejyonella bakterilerinin çoğalmasını artıran biyolojik kirlenme birikintileri oluşturabilir. Biyofilmler bir kez oluştuktan sonra son derece dirençlidir ve giderilmeleri zordur. 

Biyosit programları iyi düzenlenmiş sistemlerde bile biyofilm birikintileri nedeniyle ciddi sorunlar yaşanabilir. Peki biyofilmlerin kontrol altına alınması neden bu kadar zor?  Bunları kontrol altına almak için ne yapabilirim?

Şekil 1: Biyofilm İçine Gömülü Bakteriyel Mikro Kolonilerin 10 Kat Büyütülmüş Görüntüsü
Biyofilmler Her Yerde

Biyofilm birikintileri, koruyucu mikrobiyal salgıların içinde büyüyen, yüzeye tutunmuş bakteri topluluklarıdır. Sayı ve ağırlık bakımından biyofilmler, Dünya üzerindeki en başarılı yaşam formudur. Biyofilmler, yaşamın ekolojisinde ve sürdürülebilirliğinde önemli bir rol oynar ve akla gelebilecek hemen her ortamda, canlı ve cansız yüzeylerde bulunur.

İlaç sektöründe kullanılanlar gibi aşırı kontrol önlemleri alınmadığı sürece su sistemlerinde biyofilm oluşumu kaçınılmazdır. Soğutma kulesi sistemleri normal çalışma sırasında sürekli olarak toz, besin maddeleri, bakteriler ve diğer kirleticilerle aşılandığından bu sistemlerde biyofilm kontrolü özellikle zordur. Soğutma suyu sistemlerinde tek pratik hedef biyofilmleri tamamen ortadan kaldırmak değil, biyofilmlerin korozyon, akış, ısı transferi ve hastalık üzerindeki olumsuz etkisini yönetmektir. 

Biyofilmler Hayatta Kalmayı Kolaylaştırır

Dünyadaki bakteri popülasyonunun %90'ından fazlası biyofilmlerde bulunur. Neden? Bakteriler, hayatta kalma şanslarını artırdığı için suda serbest halde yüzmek yerine biyofilmlerde yaşamayı tercih eder.

Steril olmadığı sürece tüm su kaynakları, çoğu geleneksel kültür testleriyle tespit edilemeyen planktonik (serbest yüzen) bakteriler içerir.  Koşullar elverişliyse bu bakteriler, bir yüzeyle karşılaştıktan sonraki dakikalar içinde EPS (hücre dışı polimerik maddeler) adı verilen koruyucu, yapışkan bir salgı üretmeye başlar. Birkaç saat içinde bakteriler biyofilmin içinde çoğalmaya başlayabilir. Birkaç gün içinde, sorunlara yol açan bakterilerden ve diğer mikroorganizmalardan oluşan karmaşık toplulukları barındıran olgun biyolojik kirlenme birikintileri oluşabilir.

Biyofilmlerin karmaşık yapısı, büyüyen mikroorganizmaları çevresel tehlikelerden koruyarak kimyasal şartlandırmalara ve hatta mekanik gidermeye sürekli olarak uyum sağlayabilen gelişmiş toplulukların oluşmasına olanak tanır. Koşullar elverişsiz hale geldiğinde, diğer yüzeylere yerleşmek üzere ana su kütlesine bakteri salarak yayılırlar. Birden fazla hayatta kalma mekanizması, biyofilmleri son derece dirençli ve kontrol edilmesi zor hale getirir.

Biyofilmleri Kontrol Altına Almak Neden Bu Kadar Zor?

Biyofilmler genellikle kule havuzundaki “çamurun” altı veya su sisteminin akışın düşük olduğu ya da hiç olmadığı bölümleri olan ölü hatların içi gibi biyositlerin ulaşamadığı yerlerde başlar. Karmaşık boru tesisatları, yedek ekipmanları ve sürekli kir, besin maddesi ve bakteri girişiyle soğutma kulesi sistemleri, biyofilm birikintilerinin yerleşmesi için ideal koşullar sağlar.

Biyofilmler bir kez oluştuktan sonra giderilmeleri zordur. Biyofilmleri oluşturan bakteriyel salgılar, birikintiyi sistem yüzeylerine sıkıca bağlar ve biyositlerin ve temizleyicilerin nüfuz etmesinin son derece zor olduğu, kimyasallara dirençli bir matris oluşturur.

Oksitleyici biyosit kalıntıları, koruyucu biyofilm matrisiyle reaksiyona girerek hızla tükenir ve yalnızca dış katmanlara nüfuz edebilir. Konsantrasyon ve temas süresi yeterli olduğunda oksitleyici olmayan biyositler biyofilmlere difüze olabilir, ancak yalnızca belirli mikroorganizmaları öldürür ve etkisizleşmeye yatkındır. Mikrobiyal popülasyonlar da zamanla, kullanılan belirli oksitleyici olmayan biyosite duyarlı olmayan mikroorganizmaların lehine değişebilir. Geçmişte işe yarayan, gelecekte işe yaramayabilir.   

Yüksek dozlarda biyositler, dispersanlar ve temizleyiciler bile yerleşik biyofilmleri etkili şekilde gideremeyebilir. Tamamen giderilmediği sürece hayatta kalan bakteriler hızla çoğalarak daha dirençli ve geçirimsiz yeni biyofilmler oluşturabilir.

Biyofilm Oluşumunun Yönetimi Kapsamlı Bir Yaklaşım Gerektirir

Etkili biyo-yönetim, yalnızca biyosit uygulamalarından çok daha fazlasını gerektiren sürekli bir mücadeledir. Biyofilm giderimi ve kontrolüyle ilgili kendine özgü zorlukların üstesinden gelmek için özel uzmanlık, bakım protokolleri ve teknolojiler içeren kapsamlı bir yaklaşım gerektirir. 

Solenis'in 360 Biyo-Yönetim Yaklaşımı, soğutma suyu sistemlerinde biyofilmlerin korozyon, akış, ısı transferi ve hastalık üzerindeki etkisini yönetmeye yönelik etkili bir programın temel bileşenlerini tanımlar. Patentli bioeXile® temizleme çözeltimiz ve ödüllü bioDART® biyofilm monitörümüz, sistemlerinizi temizlemenize ve temiz tutmanıza yardımcı olmak için ihtiyaç duyduğunuz teknolojik ilerlemeleri sunar.

İlgili Kaynaklar

Videomuzu izleyin: Biyofilmler Nasıl Oluşur?